Aşk ve Nefret Bir Arada Olur mu, Aşktan Vazgeçilir mi?

Kategori: Aşk ve İlişki - 260 viewsYorum Yazın
Aşk ve Nefret Bir Arada Olur mu, Aşktan Vazgeçilir mi?
Oy Ver

Aşk ve nefret birbirine bağlı, aynı çizgide buluşan iki farklı duygudur. Birinden nefret edebilmek için önce onu sevmeniz gerekir, çünkü kaideye almadığınız birine nefret edemezsiniz. Yaşadığınız aşkın içerisinde barındırdığınız hisler her zaman aynı kapıya çıkar ve sonunda yine aşk galip gelir. İkili diyaloglarınızı takip edin ve yaşamınızı etkileyen olaylar çerçevesinde en yoğun hissettiğiniz duyguyu ele alın.

Aşk ve Nefret Birlikte Olur mu?

Hissettiğiniz ne olursa olsun, sevgisiz nefrete kapılmak çok zayıf bir ihtimaldir. Aşkın verdiği tutkuyu nefrete dönüştüren her ne varsa, o anki durumunuzun aslında nefretten değil de aşırı sevgiden kaynaklandığını anlayacaksınız. Bu anlamda duyduğunuz nefretin geçici olacağını söyleyemeyiz. Bazı insanlar oldukları durumdan çok çabuk çıkarken, bazıları ise uzun süre gururları doğrultusunda giderler. Gurur, insanı içten içe tüketen zararlı bir duygudur. Fakat sonucu ne olursa olsun gururlarından ödün vermeyen insanlar hala var. Duyduğumuz nefreti bu yüzden içimizde tutmamak gerekir, yoksa içimize işler ve artık içinden çıkılamaz bir hale gelir. En iyisi aşkı tadında yaşamaktır ve çatışmaları nefretle değil de ufak kırgınlıklarla atlatmak daha az zarar verir. Bir ilişkide farklılık ancak bu şekilde mümkün olabilir ve akabinde her türlü zorluk yenilebilir.

Aşktan Vazgeçilir Mi?

Aristo: “Sevmek acı çekmek, sevmemekse ölmek demektir! Sevmek zevktir ama yalnız sevilmenin hiçbir zevki yoktur” demiş. Evet, aşk acıların en büyüğü ve aynı zamanda en güzel duygudur. Ne güzeldir ki, birini sevmek, onu canından bir parça olarak görmek, sımsıkı sarılmak ne güzeldir. İnsanlar birbirini sever, bu insani bir duygudur ama âşık olmak ölene kadar görüp görülebilecek belki de en güzel duygudur.

Kısacık bir hikayeyle aşkın, sevginin ve sadakatin önemini anlatalım sizlere; Bir gün bir bahçenin kenarında çok güzel bir gül büyümüş. Gül o kadar güzel kokarmış ki, herkes ona baktığında dalından koparıp almak istermiş ama solup kokusuz kalacağı için kimse cesaret edemezmiş. O bahçenin karşısında bir ağaç ve ağacın dalında da saatlerce durmadan şarkı söyleyen aşk ile bakan bir bülbül varmış. Her gün güle aşk sözleri mırıldanır ve ona derdini anlatmaya çalışırmış. Derken gül ile bülbül birbirlerine âşık olmuşlar. Bülbül şarkılarını daha gönülden ve aşk ile söylemeye başlamış.  Sürekli güle sevgisini dile getiriyormuş. Ondan vazgeçemeyeceğini ve onsuz yaşayamayacağını söyler dururmuş. Ancak gül endişeliymiş, bir gün sararıp solmaktan, koparılıp atılmaktan korkarmış. Aslında korktuğu tek şey, bülbülün acı çekmesiymiş..

Günler geçer o gül hiç solmadan her gün biraz daha artan mis kokusuyla herkesi büyüler ve bir gün oradan bir yolcu geçer, gülün önünde durur. Onu koklar ve baş döndürücü bir kokusu var diye mırıldanır. Elini gülün gövdesine uzatır, onu koparmak ister. Bunu gören bülbül çaresizce o yolcunun etrafında uçuşur durur. Yolcu gülü koparır, alır gider. Bülbül günlerce gülün dikenli dallarında ayakları kan içinde bekler durur. Her geçen gün sesi biraz daha kısılır, her geçen gün ayakları biraz daha kanar. Ama ne olursa olsun sevdasından vazgeçmez, onu aklından söküp atamaz.. Yani diyeceğimiz o ki, aşk asla vazgeçilmezdir…


kizlarinfendi

Bu Yazıyı Paylaş!Whatsapp